26 Aralık 2011 Pazartesi

Beni tanrıya bağlıyor senin sevgin..


    Bozuldu yine uyku düzenim. Olsun, tez için uğraşıyorum bu aralar en azından. Vicdani bir baskı oluştu kendiliğinden, uyumuyorsam dizi izleyemem, kitap okuyamam, oyun da oynayamam, sadece çalışmama izin veriyor içim.. 

    Az önce böyle grafiklere boğulmuşum, odama, çekmecemden tez notlarımı almaya gitmiştim. Oda buz gibiydi, girer girmez ürperdim, sanki terketmişsin gibi.. Ne garip, sen varken evin her yeri sıcak, sen yokken üşüyorum ben bu odada! Şimdi görsen, ellerini ısıtan ellerim bile öyle soğuk ki.. 

    Alışmam gerek ya, görmezden geliyorum bu duyguları. Az önce de öyle yaptım, umursamadım ıs(ı)sız odayı, yürüdüm. Zaten bulamadım çekmecede aradığımı, tam geri dönecektim, yatağın üstünde katlı giysilerini gördüm. Hiç de dağınık bırakmazsın.. Darmadağın odada, yatak bile ayda bir toplanırken sen hep katlarsın giydiklerini gitmeden.. Ben de hiç dokunmam sen gelene kadar, yatağın üstünde hangi koordinatta bıraktıysan orda kalır, sanki az önce katlamışsın gibi, ama bir parçası eksik.. Biri hep yastığımın yanında, biri hep elimde! Bir süre kaldım öyle, o kumaş parçalarının etkisi öyle büyük ki, abarttığımı sanırsın. Sarıldım, kokladım.. Her seferinde içinden birşeyler kopar mı insanın, her seferinde parçalanır mı böyle? "Çok eşoleşeksin sen!" dedim, "çok götsün!" Of! Sanki hala sıcak, ve o kadar taze ki kokun, bu gün burda olduğun belli, gittiğin de.. 

    Daha botlarını bağlarken özlüyorum ben seni, daha montunu giyerken.. Uyumuyorum ya, belki bu günü bitirmemek için, belki hala bu gün buradaydı demek için. Bir de üzülüyorum, yanımdayken kaybettiğim her an için.. Artık böyle bir lüksümüz yok bizim, artık bir gece dahamız yok. Bir gün görüşmek yeter sanmasın kimse, normal sanmasın, bu öyle bir aşk değil. Ben çok büyük aşklar yaşadım, kendimi adadığım adamlar oldu, kendimi adadığım insan ve insan sayılmayanlar.. Ama bu başka, bu limitsiz, böylesini hiç yaşamadım. Sevdiğimiz şeyler pembe dizi tadında, üzüldüklerimiz türk filmi, mutluluklarımız Bollywood'dan fırlamış. Her hissimiz büyük, her hissimiz abartı boyutlarda. O yüzden bir gün, bir hafta, bir ay hiç biri yetmiyor bize, hiç biri yeterli değil özlemimizi bile gidermeye.. 

    Geleceği gün çikolata, gittiği an tuzlu su içimde! Kokladım işte, ağladım yine.. Bütün hafta böyle geçiyor ya, doya doya kucaklayamıyorum ya seni ilk gördüğümde, yorgunluktan, sinirden birbirimize çatıyoruz ya bir de.. Dışarıya belli etmemek için özlemimizi, belli edemediğimiz için lanet olsun! Saçma sapan kırıyoruz birbirimizi.. Sonra bir telaş sarıyor kaybettiğimiz zamandan, sonra sadece gözyaşları konuşuyor, çok özleyen, saçmalayan gözyaşları.. Sonra hiç unutamıyorum o halini, kıyamıyorum, dayanamıyorum! Sen çocuğumsun benim, ağladığında canım yanıyor. Kalbinin kırıldığını hissediyorum benimkinin parçalanmasından.. Evladım gibisin gözünün içine baktığım.. O ıslak bakışların, o titrmesi dudakların.. Of! Korkuyorum! Sensiz yaşayamam demekten korkuyorum!

   Beni tanrıya bağlıyor senin sevgin, sürekli bir şükür var dilimde, sürekli inanılmaz bir korku, seni benden alır diye..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder