Herkese sevimli görünen erkeklerden nefret ediyorum! O gün bir tanesi karşımda duruyordu. Neyse ki ben güvenli bölgeye geçeli çok olmuştu..
Ben hiç bir zaman pek güzel olmadım, daha doğrusu hep şu lanet "yüzün güzel" lafını duydum, geri kalanım da yüzün ekmeğini yedi. 25 senedir kilomu depresyon durumum belirledi. Hatun olduğumun en büyük kanıtı da bu olsa gerek, ki bunu arada bi kanıtlamak zorunda hissediyorum.. Ha bi de koca memelerim var, eğer psikolojim mükemmele ulaşır da kilo verirsem, kendilerini küçülttürüp böyle silikonlu sahte meme görünümüne getirtmek de ideallerim arasında.
O gün karşımda duran elemanı 5 aydan fazla bir süre, görmeden sadece beklemiştim. Şimdilerde düşünüyorum da; onu beklemek aslında tutunacak sebep aramaktan başka bir şey değildi.Yeniden İstanbul'a dönmüştüm, yüksek lisansıma devam edecektim. Ailemle kendi evime çıkmak konusunda anlaşıp bu lanet şehirin lanet semtlerinden birinde, götümün anca sığacağı, sevimli dubleks bir çatı dairesi bulmuştum. Henüz taşınmadan önce tanışmıştım onunla; tabi ki benden beklenen şekilde, sanal bir rol yapma oyununda.. Bu arada, tanrım, orda bir harikayım, insanları bir kaç lafımla mükemmel biri olduğuma inandırabilirim. Şimdiye kadar bunu sadece eğlenmek için kullandım, çok az insana kendimden bahsettim, geri kalanına da hep oyundaki rolumu oynadım.
Son ilişkimden sonra erkeklerden nefret etmiştim. Hayatımın her döneminde şıpsevdi olan ben, son ayrılıktan beri artık her pipiliyi direk pipi olarak, beyinsiz kas hareketi şeklinde değerlendirmeye başlamıştım. Zorlama teşebbüslerde bulunsam da, bu düşüncemi değiştirecek biri çıkmamıştı. Onu tanıdığımda ise gelmiş geçmiş bütün erkek kavramım değişecek sanmıştım. Bu kadar mükemmel biri olamazdı heralde.. Çok önemli bi özelliği vardı; ben üzülürsem üzülürdü. Sadece ben değil, onunla bağlantılı herhangi bir kalp kırılırsa o üzülürdü.. Bi erkekten beklenmeyecek bir duyarlılık, mükemmellik vardı bu çocukta. Böyle görmemdeki en büyük etki sanırım kendini beğenmiş bir maçodan kurtuluşumun 4. senesinde hala tam toparlanamamış olmamdı. Gece gündüz konuştuk, ben daha çok ben gibi davranmaya başladım, ki bu da geyşalığa ilk adımdı.. Kendimi kaybettim. Hayır, daha doğrusu özüme döndüm, her zamanki gibi aşık olduğum kişinin kölesi olmak istedim. Allah var, o da bana az sevimlilik yapmadı. Akere gidecekti, sadece 10 gündür tanıyordum ve ben çoktan onun dönüşünü beklemeye karar vermiştim. Hatta elimde olsa ben giderdim askere, o derece koruyabileceğim, hayallerimin erkeğiydi. Tanrıdan ne dilesem onda var sandım. Birliğine teslim olacağı gün sabahlamıştık ve bilgisayarı kapattığımda 5 ay içinde kaç kilo veririm diye hesaplara başlamıştım. Öyle bir hevesle daldım ki olaya, ona her gün bir şeyler yazıyor, her hafta mail atıyordum. Spor salonlarını araştırdım, tembel bünyeme uygun diyet yiyecekler buldum. Dönene kadar güzel biri olup onunla yaşayacak, duyarlı sevgilimle mutlu bir aile kuracaktım.
Giderken oyundaki karakterini yakın bir kız arkadaşına emanet etti. Bana bu kız tarafından iletilecek mektuplar bıraktı. Tahmin edilir ki 5 ay o kızın beynini yedim. Hep onu konuştum, hep onu anlattırdım. Kız benim kafamda bağlandığım karakteri garipseyip, aynı kişiden bahsetmediğimizi düşünse de, elemanın kankası o değil benmişim gibi düşündüklerimden emindim. Kabul ediyorum, olması gereken 1 ise ben 3 kat gelin güvey oldum.
Hatunla o kadar sık, o kadar çok yazıştım ki, bir süre sonra en çok görüştüğüm kişi haline geldi. İkimiz de İstanbul'da ve ikimiz de bayan, yani zararsız olunca, e tabi bi de o benim böbreklerimi çalmayacağına söz verince buluşmaya karar verdik. Sanal alemde alışık olmadığım bi durumdu buluşma olayı. Kendi gerçeğimi açığa vurma düşüncesi çok zor gelse de, görüşmeye devam ettiğimiz günlerin birinde elbet benim şişko olduğumu öğrenecekti. Biraz psikolojisiyle oynadım, çünkü arkadaşına layık görmeyeceğinden çok korkuyordum. Buluşamayacağımızı, utandığımı, elemanın da beni gerçekte asla sevmeyeceğini, çünkü çok önemli bir sır sakladığımı söyledim. Meraklandırdım, sonrasında "evliyim" dedim. Umurunda olmadı. Kötü giden bir evlilikte başkasından hoşlanıyor olmamı normal karşıladı. Ardından onu kandırdığımı, aslında evli olmadığımı ve hamile olduğumu söyledim. Umrunda olmadı, hamile ve yalnız bir annenin çok daha duygusal olabileceğini düşündü, buluşmamıza bir engel görmedi, arkadaşını sevmeme de.. Daha çok abarttım ve sonunda "seninle görüşemem, onunla da, çünkü sakatım ben" dedim. Durumu iyice abartıp aslında kilonun önemsiz bir sorun olduğunu düşündürtmeye çalışıyordum. Öyle dehşet dolu bir cevap verdi ki, psikolojik çabalarımın tamamen saçmalık olduğunu kahkahalar içinde farkettim.. "SAKATIN SEN?"
Görüştük. Sonra daha sık görüştük. Çok tatlı, çok farklı bi kızdı ve biz o kadar iyi anlaşıyorduk ki, birbirimizin cümlelerini tamamlıyor, ne düşündüğünü rahatlıkla anlıyorduk. Geçmiş hayat varsa; ya kardeştik ya evli.. Aylar geçti hiç anlamadığım hızıyla, ve ben 10 kilo vermiştim bu 5 ayın sonunda. Bana göre çok azdı, ama belli ki bünye duraklama dönemine girmişti. Sebebi de; İstanbula dönmeden önceki bir sene boyunca bir arap ülkesinde çalışmış, ciddi bir depresyon sonucu 103 kilo olmuş, sonra çok yakın bir arkadaşımın evleneceğini duyunca, sırf düğün için 9 kilo vermiştim. Dönüp de tam yeniden kilo almaya başlamışken bu eleman karşıma çıkmış, kendime bu hevesi büyük bir şans görmüştüm. Ancak hala onun karşısına çıkabilecek halde değildim. Gerçi hevesim daha öncelerinde kırılmıştı zaten. Haftasonu izinlerinde hep tartışmıştık, anlam veremediğim hareketleri olmuştu ve eminim o da benim kendi kendime ilişki yaşıyor olmama asla anlam verememişti. Beni üzdüğünü düşünüp üzüldü, ama asla niye üzdüğünü anlamadı. Sonunda bu işin olmayacağını daha en baştan bildiğimi, kendime çeki düzen verebilmek için onu hayatımda tuttuğumu farkettim. Yine de ondan çok hoşlanıyordum. Askerden döndüğünde yine görüşmedik, hoş onun da umurunda değildi. Benim için birkaç günlük sanal bi ilişki olarak kalsın istedim ama büyük bir sıkıntı vardı bu durumda. Onun yakın arkadaşı artık benim en yakınımdı.
Ve sonunda bir kere gördüm arkadaşlarının arasında. Doğumgünü hediyesi olarak yaptığım karakalem portresini verdim. Heyecandan ishal oldum, karnımdaki gurultuları bastırmak için abuk subuk konuşmalar yaptım. O ise beni herhangi biri gibi bile görmedi. Sanki hep tanıdığı, asla cilveleşmediği bir arkadaşıydım ve o herkese olduğu gibi normal derecede sevgi doluydu. Olması gerekenden farklıydı bu durum. Sadece var olan birisiydim, küçüldükçe küçüldüm kendi koca bedenimde. İşin aslı o gün ben iki farklı duyguyu barındırıyordum kalbimde.
Gerçekle yüzleşmek zor, kabullenmek rahatlatıcı olmuştu. Benim için de o artık sadece vardı, ama hala vadesi dolmamıştı. Hep beraber bi müzik festivaline gitmeye kadar verdik, iki günlük sevimli bir festival. İlk gün bunların tayfadan bi kız geldi, nasıl çingen, çirkin, nasıl uzak durulur cinsten. Geç saatlerde ise benim elemanla kız aynı minderin üstünde burun buruna konuşuyordu. Bi de önceden alakaları yokmuş, kız saçını sarıdan siyaha boyatınca hoş olmuş falan filan. Kendimden nefret ettim, demek o kızdan bile beterim diye. Ve ondan nefret ettim benimle hiç öyle burun buruna gelmedi diye. Gece kalbimin bir kısmında o nefretle uyudum. Ertesi gün çingen kız festival alanına süslenip gelmişti. Bence daha çingen olmuştu ve ben barut fıçısı gibi karşılaşacağım cilveleşme sahnelerine hazırlıyordum kendimi. Bir an geldi, her şeyin değiştiği bir an; bizim eleman hemen önümüzde duran çıtır bir hatunla ilgilenmekten çingen kıza selam bile vermedi..
İçimde ne aşk kaldı, ne öfke. Sadece acıdım. Çingen kıza, yeni çıtıra, ve pek tabi bizim elemana.. Belki bir miktar da kendime.. Anladım ki o herkese sevimliydi, anladım ki ona göre aslında ne kur yapıyordu ne asılıyordu. Onun doğal hali buydu. O, o kadar boş şeylere üzülüyordu ki, gerçekten yaptıklarının farkına asla varamayacaktı. Ve ben bütün bunları anladığım an, düşünmeyi de bıraktım. Birden aylar boyunca bizim kızla konuşmalarım geldi aklıma. Anlattığı hikayelerde, elemanın aslında sevimli değil salak olduğunu farkettim. İşte o an pembe gözlük kırıldı. Neyse ki camlar gözüme batmadan kapattım, canım hiç yanmadı, ama gözlük hep kırık kaldı. O günden sonra hiç bir erkek bana iyi yönleriyle görünmedi. Bu olay, eski yaşadıklarımla birleşti ve beni çok değiştirdi. Yapbozun son parçası konmuş oldu, resim ortaya çıktı. Artık beklentilerim yüksek, artık mükemmeli bekliyorum, üstelik hiç aramadan. Artık erkek denen varlık eksiklik değil hayatımda.
En önemlisi, ben o gün zaten büyük bir aşkı barındırıyordum kalbimde, zaten biri vardı hayatımda, hem de birkaç aydır. Sadece tek yönlü değil, çok farklı ve bir erkeğe duyamayacağım kadar fazla bir aşktı bu. Bizim kızla birlikteydik. Sanırım ishal bu yüzdendi..