Düşündüklerimin Tanrı'nın zoruna gitmesinden o kadar çok korkuyorum ki, hayatımın çoğu bu ikilemlerle baş etmek ve kendimi Tanrı'nın aslında içimdekini, korkularımı bildiği için ne dediğimi önemsemediğine inandırmakla geçiyor. Mesela şu an.. Küfrettim az önce hayatıma, oysa ki benim hayatım en şanslılardan biri olmuştur çevremdeki hikayeler arasında..
Günlerdir hocayı literatür taradığıma inandırıyorum, oysa sadece bir gün bunun için çabaladım sayılır, onun dışında vicdan azabını saymazsak zorlayan hiç bir şey olmadı. Az önce kahvemi yaptım, geç yatmamam gerektiği halde kahve içmek bile yine bir vicdan azabıydı, ama yine de yaptım. Kendimi inandırmaya çalıştım araştırma yapıp aradaki farkı kapatabileceğime, ama her zaman olan oldu, bulaşıklar yıkandı, çamaşır serildi, saç boyandı, banyo yapıldı.. Sadece şu lanet işlere gitmedi elim. Bak yine lanet dedim, yine korkuyorum başıma geleceklerden! Az önce bilgisayar başına aynı niyetle oturmuştum, ama bir anda dolu gözlerle burda buldum kendimi. Ne kadar şımarığım!
İstemiyorum dedim hiç bir şey yapmak. Çünkü istediğim bu değil! Hiç bu olmadı ki! Zorla yaşadığım bi hayat bu ne olursa olsun. Çok prestijli olsa, çok zengin ve başarılı olsam bile istemediğim bir hayat olacak şu an yaşadığım. Çünkü benim değil, babamın hayatı, onun bir uzantısı, onun bana öngördüğü gelecek! Ve ben çevremden o kadar çekiniyorum ki, asla yıkamayacağım bir duvar şu "ne derler" korkusu! Sürekli bunları düşünüp sıkılıyorum, hatta beynimden bir parça yiyorum her seferinde. Öyle demeyin, sorunsuz bir insanı bile akıl hastası yapabilir bu baskı ve benim hayatım gerçekten sorunsuz bence, birbirleriyle öldüresiye anlaşamayan ailem, sevmediğim işim, büyüyen yaşım, 100e dayanan kilom ve biseksüelliğin getirdiği zorlukları saymazsak tabi.. Ailem.. onlar için ayrı bir blog açabilirim bile.. Hele babam! Varlığıyla bu kadar yoran ama yokluğunu düşünmek bile kabus olan insan, ve ona olan sevgim gerçekten nefretimle eşdeğer! Bir de ekürisi, sayesinde deli olan annem.. Gerçekten deli değil ama bazen ramak kaldığına inanıyorum. Eskiden kavgalarını siklemezdim ama şimdi siklemediğim zamanların bile içimde ettiği yeri çok net hissediyor, en ufak bir gerilimde nefes darlığı çekiyorum! Bazen hayatın gerçekten yaşamakta zorluk çeken insanları sikmekten yorulup değişiklik olsun diye bana geldiğini düşünüyorum. Ve her geldiğinde kurtulamayacağım bebeklerim oluyor orospu çocuğundan! İşim bunlardan biri, ailem, bazen ilişkilerim.. İşimi asla sevmeyeceğim, ama başka ne yapabilirdim diye düşününce kendimi körelmiş hissediyorum. Ailemi terazide hala tartamıyorum, keşke onlar olmasaydı mıydı yoksa etrafımdaki en iyi aile mi hala karar veremedim. Gönlümün genelde boka konmuşluğu ve inatçı devasa sevgim yine unutulmayacak çocuklar bıraktı bana, kimilerinin sayesinde psikolojik sorunlu oldum, geçti sandım, hala atlatamadım..
Bazen o kadar yoruluyorum ki işte, depresyonda olduğumu anlayıveriyorum milka mor ineğe ağlamaya başlayınca. Hele sarılan anne baba, duyarlı sevgililer, ailesi için herşeyi yapabilecek ebeveynler görünce ekranda kendimden geçiyorum. Evet kesinlikle anne baba olayına değinmem lazım bi gün..
Az önce de küfrettim işte hayatıma, korktum sonra, dedim Allah'ın zoruna gidecek, sorunsuz bir hayatın var daha ne istiyosun diye.. Ama depresifim işte, ne desen olmuyo. Ama ölmek istemiyorum, şu an nefret etsem de hayatımdan, ölmek istemiyorum. Yarın sevgilim gelecek, onu istiyorum. Ona sarılıp uyumak istiyorum. Ne kadar uyuyacağımın ya da ne zaman uyanacağımın önemi yok. Sınırsızca uyurken ben sevdiğimin kokusuyla, annemin yakınlarda olduğunu hatta kardeşimin de onunla güvenli olduğunu falan bilmek istiyorum. Yapacak hiç bir şey olmadan, hiç kimse bir şey istemeden ve insanlar sözlerin, hareketlerin altında başka anlamlar aramadan, ilişkilere fazla anlamlar yüklemeden öyle uyuyaım istiyorum..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder