23 Aralık 2011 Cuma

İlk civata böyle attı

    Üniversiteye kadar İzmir'de yaşadım. Şimdi İstanbul bedenime sahip olmuş olsa bile, ruhuma asla! 
    Her neyse, anadolu lisesi sınavına girmişim, hiç hatırlamıyorum, annem babam ek yerleştirmeler peşinde koşarken ben şimdilerde kaltak olan kankamla yazlıkta eğleniyordum. Benden iki yaş büyük olan o kankamın gittiği lise tutsun diye dualar ediyodum, çünkü tek derdim onun sürekli ballandıra ballandıra anlattığı tayfasına dahil olabilmekti. O zamana kadar ne klas arkadaşlarım oldu, ne popülaritem. Ben şişman bir mutanttım ve elimden tutacak birilerine ihtiyacım vardı. Gecenin bi yarısı annemler arayıp mutlu kutlu haberi verdiğinde arkadaşımla aynı lisede olamayacağım için yıkılmıştım ancak kazandığım okulun izmirin en iyi 3 anadolu lisesi arasında olduğunu nice nice sonradan öğrendim..
    Yaz bitmemişti henüz ve benim için yeni okula başlamaktan çok daha önemli bir şey vardı; ilk kez sevgilim olmasının heyecanıyla kendimden geçiyordum. Sonunda o elemanın benden 13 yaş büyük olduğunu öğrenmem hayallerimi darmadağın edecekti. Ulan ben 13 yaşındaydım.. Daha da iyisi köy diskosunda djdi ve bence bu çok klas birşeydi.. Eh o zamanlar Atilla Taş, Doğuş hayranı olduğumu falan da hesaba katmakta fayda var.. Hatta o dje aşık olduğumda, sırf ulaşabilmek için önce bir iki gün diskonun bodyguardıyla çıkmış ve first kiss deneyimine kusmak üzereyken son verebilmiştim. French kiss zannettiğim o ilk öpücüğün etkisi bütün bir dana dilini direk yutmaya eşdeğerdi. Neyse ki dj bu konuda daha iyiydi, lakin onun da beni öperken hep kucağına oturtup arkamı çevirmeye çalışmasını asla anlayamamıştım.. Öpebilmek için baykuş gibi boynumu 180 derece çevirmeye uğraşırken onun aklından geçenlerden de bihaberdim ne yazık.. Neyse ki tecavüze uğramadan yaz bitti ve ben kırık kalpli bir mutant olarak liseye başladım..
    Hazırlık sınıfına girdiğimde, okulda çekilen vesikalıklar olmasa gerçekten hatırlamadığım bir haldeydim. Saçlarını ortadan ayıran gözlüklü elemanın bendim evet! Niyeyse yine kaltak çeker bünyemle en dikkat çekici en kaşar hatunu arkadaş olarak seçtim. İlk derste hoca herkese kendisini almanca tanıttırırken bütün sınıfı inceleme fırsatı bulmuştum. Gözüm bi sırada takılı kaldı. Duvar dibinde iki eleman vardı, allahım ne tatlılardı! Biri esmer yeşil gözlü diğeri kumral ela.. Esmer olan tam bir şebek, ortalığı birbirine katan cinsten, ama belli ki yanına yanaşanın da o noktada ağzına sıçar, dalgasını geçer ve gider.. Diğeri de bir o kadar karizma! Ve ben, şıpsevdi mutant, farkında olmadan ilk büyük aşkıma tutuldum.. Ne yazık ki kumralı tek düşünen ben değildim, hazırlıktaki kızların yarısıyla aynı lanet kaderi paylaşıyordum!
    Yine de her geçen gün okula daha büyük keyifle bağlanıyordum, sabahları özenle perçemlerimi çıkartıyordum ki gün içinde konuşurken karizma bi şekilde kulaklarımın arkasına atabileyim. Saçımın önlerini ortadan ayırıyo olmamdan daha vahimi; perçemlerin kulaklarımın arkasında kıvrım yapan muhteşem görüntüsüydü.. Omuz boyunda olan saçlarımı ensemde topladığımı söyleyebilirim heralde, nasılsa daha fazla tiksinme şansınız yok.. Neyse ki kaşarla arkadaşlığımın ilerleyen safhalarında full jöle ile dağınık topuzu öğrendim. Kancalı toka ile tepemde gergin bi şekilde sıktığım saçlar ve her gün bitirdiğim birer kutu jöle yüzünden saç diplerimin iltihaplandığını ve boynumdaki tüm lenf bezlerimin şiştiğini hatırlıyorum. O topuz doktor tarafından yasaklanmadan hemen önce müdür sabah kontrolunde kenara çekip bi güzel fırça kaymıştı kaşarla bana ve isyankar benliğimi o gün ortaya çıkardı. Sırf protesto etmek için uzunca bi süre iki yandan örgü kullandım. Bi de jöleli ıslak saçla yollara düştüğümden dolayı feci baş ağrılarımın olduğunu hatırlıyorum, ama bu benim için hep avantajdı. Ders sırasında abartı acı çekme hareketleriyle dikkatleri üzerime toplayabiliyordum.. Kumral da hep bana bakardı o zamanlar, hatta bi kere tenefüste "sen baya bi gidiyodun derste" dedi ve ben bi kilo çikolata yemiş kadar serotonin salgıladım..
    Zaman geçti, hocanın biri bana kıyamayıp kaşarla arkadaşlık etmemi yasakladı ve beni kumralın grubuna zorla soktu. Hatta ordan bi kızı da benimle ilgilenmesi için tembihledi. Yemişim ezikliği, hayal edemeyeceğim kadar yakındım artık ona! 
    Ancak beklenen olmadı, bu şekilde bir sene geçti ve ben ne uzadım ne kısaldım.. Üstelik abartısız her gün birileri bizim gruptaki kıza gelip kumraldan ya da esmerden hoşlandığını söylüyor, hemen ardından bu konu aramızda ciddi dalga konusu oluyordu. Aşkımı kalbime gömmezsem aynı rezaleti ben yaşayacaktım. Sürekli olan biteni anlattığım şu diğer lisedeki kaltak kankamın, eğer onu o gruba sokarsam bana kumralı ayarlayabileceği fikrini sunmasıyla yeni bir sayfa açtım okul hayatımda, ve dışarda yaptığımız tüm buluşmalara, okul gezilerine kaltak kankamı da dahil ettim. Gerçekten bizi yakınlaştırdı sanıyordum ki, aslında sadece kendisine yakınlaştırdığını farkettim. Kaltak kankamın gruptaki tüm erkeklerle çıkma çabası neyse ki sonuç vermemişti, ve ben artık dışardan destek almamaya kararlıydım. Muhtaç olduğum kudret kesin içimde bi yerlerdeydi, ama nerde? Ne yapmalıydım?!
    2002 Şubat ayına kadar bu sorunun cevabını bulamamıştım, bir gün kader dayanamadı ve nihayet beynime patlattı. Bi akrabamızla fener-galatasaray derbisine iddiaya girmiştik, garipsenmeyecek şekilde fenerbahçe 1-0 kazanmıştı ve ben iddia ödülüm olan numaralı renkli lenslerime ulaşmıştım! O dönem pahalı birşeydi ve ailemden istemek vicdanımı rahatsız ederdi. Değişim olmuşken tam olsun dedim, saçlarımı düzelttirdim. Zaten birkaç kilo vermiştim son zamanlarda. Sırtıma kadar uzamış olan saçlarımı sardım, ertesi sabah buklelerini hiç bozmadım, içime toz pembe bluz giyip gömleğimin bir düğmesini daha açtım, menekşe rengi lenslerimi taktım. Birkaç ufak tefek eklentiden sonra çirkin betty dönüşümünü tamamlamıştı. O dönem hayatımda Elidor reklamıyla yer etti. "Bakacaklar, bakacaklar hep bakacaklar" sloganlı reklamın mükemmel bukleli kızı gibi salınıyordum tenefüslerde.. Daha geçen sene bir arkadaşımdan öğrendiğim kadarıyla, o zamanlar yanıma yaklaşmaya cesaret edemezlermiş, hep aracı koymaya çalışırlarmış benim için. Vay be, gel sen mutant bana üzülme.. Liseye başlamadan lens taksam fordcu dji hayatıma sokar mıydım acaba?
    O dönem kumral okulun kaşarıyla çıkmış ayrılmıştı. O aşk acısıyla kavruluyordu, ben avutmak için deliriyordum ve bu şekilde nisan ayına kadar cilveleştik. Çıkmaya başladığımızda ise, iki senelik platonik perişanlık sürecinden ardından bu elemanın aslında hayatıma çok daha ciddi bir damga vuracağından habersizdim..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder